eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2011 Perşembe

Diyalog Üzerine...

Diyalog, etimolojik kökeni Yunanca olan bir kelimedir.“Diálogos; söyleşme, karşılık konuşma anlamındadır. Diá+; içine işleme, +log ise;söz  konuşma’dır.  Türk Dil Kurumu’na göre ise: “karşılıklı konuşma” dır. Çoğu zaman,“anlaşma, uyum sağlama ve bu yolda çalışma” şeklinde de tanımlanıyor. Peki sadece bu kadar mı?
Aslında hayatta ne sıkıntı çekiyorsak hepsi diyalog eksikliğinden değil midir? Özel hayatta birbirini çok iyi tanımasına rağmen diyalog kuramayanların da,  aynı apartmanda yıllarca oturduğu halde iki komşunun birbiriyle hiç konuşmaması da,  şirketlerin departmanları arasındaki anlaşmazlıklarında da asıl sorunu; diyalog eksikliğidir, diyaloğun hiç kurulmamasıdır. Hatta futbol takımlarımızın oynadığı sözde futbolun, uluslararası platformda ortaya çıkan ülke anlaşmazlıklarının da, ebeveynler ve çocuklar arasındaki sıkıntının, yönetici ve eleman arasında yaşanan kavgaların kaynağı da aynı şekilde diyaloğun olmamasıdır veya eksikliğidir.
O zaman diyalog bazılarının zihninde hayal bile kuramayacağı kadar önemli bir yere sahiptir insanoğlu için...
Kelimenin Yunanca kökü aslında herşeyi anlatmaktadır; içine işlenen söz...
Birbirimizi ne kadar anladığımızdır, içimize sinen sözlerin karşılıklı olarak söylebilmemizdir. Samimi olmaktır, içten olmaktır aslında diyaloğun şifresi... Günlük hayatın ve tecrübelerin bize kazandırdığı maskelerden arınmış olarak karşılıklı konuşabilmektir, bir yolda anlaşabilmektir, aynı yolda çalışabilmektir. Birbirimizi herşeyimizle kabul etmemiz değil midir işin özü? Birbirimizden farklı mıyız? Yoksa aynı varlıktan yaratılmış aynı varlıklar mıyız? Bunu kabul etmeye ne kadar hazırız? Özünde kendimizi tanımamız gelmektedir.  Kişiler özlerini ne kadar tanıyorsa, potansiyellerini biliyorsa o kadar saygı duyar kişiler birbirlerine...
Dialog eksik olmadığında yada doğru diyalog gerçekleştiğinde neler olabileceğine belki de en iyi örnek hiç şüphesiz Barcelona Futbol Takımı’dır. Alt yapıdan yetişen dokuz futbolcusuyla şiir gibi bir futbol oyunu sergilemektedirler. "Onların oynadığına futbol deniliyorsa diğerlerinin oynadığı ne?" sorusunu soran seyircilerin sayısı o kadar çok ki...
Diyaloğun; Barcelona gibi bir futbol takımına etkisi nasıl oluyor? Barcelona alt yapı futbol okulu “Le Masia” sayesindedir. Le Masia; 1979 yılından bu yana Barcelona'nın dünyanın dört bir yanından bulduğu yetenekli gençlerin yetiştirildiği, yatılı okul işlevi görüyor. Nou Camp stadının hemen yanında olan ve yıllık 1 milyon euroluk bütçesi bulunan La Masia'da mevcut durumda 11-18 yaşları arasında 60 yatılı (48 futbolcu, 12 basketbolcu) ailesiyle kalıp gün boyunca zamanını burada geçiren çocuk bulunuyor.

Barcelonalı Lionel Messi'nin de yetiştiği okul olan La Masia'nın genel direktörü Carles Folguera, ''Bizim için futbolcunun topluma vereceği değerler, yetenekten daha önemli...
Her ne kadar yetenekli olursa olsun saygı ve uyum göstermeyen, birlikte yaşamayı bilmeyen çocuğun burada olmasına bir anlam yok...Ancak biz kimseyi başka bir insan yapmaya çalışmıyoruz. Çocuklar nereden gelirse gelsin asla kendi köklerini unutmamalı. 60 kardeş, 10 ay boyunca burada birlikte yaşamayı öğreniyor'' diye konuşuyor...
Tam 10 ay hiç ayrılmadan birlikteler, sabah kalktıklarında, akşam yatarken, yemek yerken hep birlikteler, okula aynı saatte gidip aynı saatte dönüyorlar, derslerini aynı saatte çalışıp, idmanlarını aynı zamanda yapıyorlar. Nerden geldiklerini unutmadan birbirlerine saygı gösteriyorlar, oynadıkları oyun için değil, değer yaratmak için eğitiliyorlar...Önce yeteneklerini anlayıp sonra birbirlerini anlamaya çalışıyorlar. Uzun süre  birlikte yaşadılar, şimdi ise aynı takımda top oynuyorlar, teknik direktörleri, kondisyonerleri, sağlık görevlileri hep aynı kültürle aynı okuldan geliyor...Diyalog bu kişilerde çok küçük yaşta başlıyor ve sürekli devam ediyor...Maçlarda işte bu diyaloğun avantajını kullanıyorlar. Aslında hayatlarının her anında, maç çıkışlarında sürekli birbirleriyle diyalog halindeler. Kendilerini biliyorlar, nerden geldiklerini unutmuyorlar, karşısındakini tanıyorlar, uyumla hangi yolda ne için çalıştıklarını biliyorlar, ve sürekli olarak kendilerini geliştiriyorlar...
Folguera ne demişti; “Her ne kadar yetenekli olursa olsun saygı ve uyum göstermeyen” diyaloğun kelime anlamı neydi: uyum sağlama, anlaşma, aynı yolda çalışma...
Durumu özetliyor sanırım...
İşte diyalog budur!

3 Mayıs 2011 Salı

Müşteri Odaklı Şirketlerin Eğitim Süreci...

Müşteri odaklı şirket ve şirket çalışanlarına yönelik eğitimlerin gerekliliği konusunu özellikle son dönemde hemen her platformda duyar hale geldik. Hatta bu eğitimlerin içeriği, uygulama şekilleri, yöntemleri, ölçümlenmeleri gerektiği konusu konuşuluyor sıkça. Bence bu noktada önemli olan; eğitim sürecinin tamamının değerlendirilip, etkin yönetilmesi ve ölçümlenmesidir.

Eğitim süreci; müşteri odakli bir şirkette eğitim alacak kadronun tüm departmanların müşteri memnuniyeti adına ihtiyaçlarının belirlenmesiyle başlayan, eğitim sonuçlarının istatiksel olarak ölçülmesine kadar uzanan uzun süreli bir süreci kapsamaktadır.
Dolayısıyla; sürecin, her kademesi detaylıca planlanmalı ve sonuçlarının iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Şirketin kendi iç yapısı ne kadar müşteri odaklıysa, eğitim içeriği de bu odaktan şaşmamalıdır. Özetle; eğitim süreci mutlaka bir proje olarak algılanmalıdır. Şirketin eğitim departmanı, IK ‘sı veya eğitimi verecek eğitim-danışmanlık firması bu süreci bu algıyla yönetmeye çalışmalıdır.

Bu cümlelerimden sonra; aklınıza bu zamana kadar aldığınız kişisel gelişim, satıs, strateji eğitimleri gelmiş olabilir, kimilerinin unutulmaz bulurken kimi eğitimlerin içeriğini hatırlamazsınız bile...İşte bu noktada eğitimi veren şirketlerin eğitim içeriği ve kalitesi, diğerlerinden farklılaşması, çalışma yapılan şirketin ihtiyacının iyi belirlemesi, amacına hizmet edecek şekilde kurgulanması, çalışanlarını eğitmeye amaçlayan şirketlerin eğitime bakış açısı, eğitim sürecine tüm departmanlarını dahil etmesi yani kapıdaki güvenlik personelinden, şirketin CEO’ suna kadar olan bölümü eğitime konu etmesi, verilen eğitimin başarıya ulaşmasında ana etkenleri oluşturmaktadır.

Şirketler artık kurumsal yapılarını daha da güclendirmek istemektedirler. Bu nedenle; eğitim sürekli olmalıdır. Süreklilik adına şirketler, kendilerine özgü eğitimler talep etmektedirler. Zaman zaman farklı departmanları için, farklı içerikler ile aynı konuda eğitimlere ihtiyaç duydukları bile görülmektedir. Kuruma özel eğitim içeriklerinin oluşturulması da yine ilgili departman yöneticileri, şirketin eğitim departmanı ve eğitim şirketi yetkililerinin koordineli çalışması sonucunda planlanmalı ve şekillendirilmelidir.

Tüm eğitimlerde amaçlanan öğrenmenin sağlanabilmesidir. Yapılacak eğitim çalışmalarında uygulamalı, katılımlı, eğlenceli, interaktif uygulamaların tercih edilmesi, kişinin eğitimi özelleştirmesini sağlayarak öğrenmenin güçlü ve akılda kalmasını sağlayacaktır.
Bu amaçla uygulanabilecek eğitim çalışmaları;
  • Takım çalışması etkinlikleri,
  • Yaratıcı drama ve role play çalışmaları,
  • Film gösterimi, örnek olay çalışmaları,
  • Fikir birliği veya beyin fırtınası çalışmaları ve soru sorma sanatı kullanılabilir.
  • Çalışma grupları, workshoplar,
  • Gruba özel, kişiye özel çalışma ve sunum tekniği uygulaması...
Eğitime katılan şirket çalışanlarının iş sonuçları yakınen takip edilmelidir. Kişiye özel çıkarımlar sağlanmalı, gelişim alanları için katılımcıya geribildirimde bulunulmalıdır. Böylece genel eğitim kişiselleştirilmiş olacaktır. Dönemsel olarak eğitimin içeriği online testler ve sürekli tekrarlarla katılımcıların ölçümlenmeleri sağlanmalıdır. Eğitim öncesi ve eğitim sonrası gözlemle verilen eğitimin şirketin amaçlarına hizmet edip etmediği gözlenmelidir.

                                                                                                      Cihan Arslan