değişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
değişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2020 Perşembe

Farkında mısın?

 

Çok şey değişti aslında dünyamızda…

Tüketiyoruz, tükeniyoruz da peki bunun farkında mısın?

Uzun uzun binalar inşa ederken, hatta bulutları aşan plazalarımız varken, sabrımızı kısalttık.

Geniş geniş yollarda seyahat ederken, görüşlerimiz daralttık.

Promosyonları yakalarken, mutluluğu bir türlü yakalayamadık.
Evlerimizi büyüttük, aile yapımızı küçülttük.

Farkında mısın?

Sayısız ev gereçlerimiz varken, kullanmak için ayırdığımız zamanımızı azalttık.
Kendimizi geliştirmek için bir sürü eğitim alırken, sağduyumuzu azalttık.

Bilgimiz var sanıyorken, bunu idrak edecek bilgeliğimiz azalttık.

Çok ama çok harcarken, sahip olduklarımız azalttık.

İnsan sayımızı çoğalttık, ama insani değerlerimizi azalttık.

Farkında mısın?

Alkol ve sigara tüketirken, sayısız bahaneler ürettik.

Kalabalıklaşırken yalnızlaştık.

Komedi filmlerinin sayısını artırken birlikte çok az güldük.

Eskiye göre daha geç ölürken, ama daha erken yaşlandık.

Hiç kitap okumuyorken, sürekli beddua okuduk.

Beton uğruna doğanın canına okuduk.

Farkında mısın?
Sürekli konuşurken, karşımızdakini dinlemedik.

Dinliyormuş gibi yapıp sıranın bize gelmesini bekledik.

Sevecek çok az şey bulurken ne çok nefret ettik.

Farkında mısın?
İnsanoğlu uzayı bile komşu yaparken, komşunun kapısını pas geçtik.

Yemekleri hızlı yerken, aç doyurmada yavaş kaldık.

Dünyaları keşfederken, kendimizi keşfedemedik.

Büyük adamlar yaratırken küçük karakterler içine yerleştirdik.
Her sabah yataktan kalkabiliyorken, şükredemedik…

Biz bu hayatı yaşamayı beceremedik…

30 Eylül 2012 Pazar

Gandhi ve Şeker Bırakma Hikayesi (Değişim Üzerine)



Mohandas Karamçand Gandi (Gujarati: મોહનદાસ કરમચંદ ગાંધી; 2 Ekim 1869 – 30 Ocak 1948), Hindistan ve Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin siyasi ve ruhani lideri. Gerçek ve kötülüğe karşı aktif ama şiddet unsuru içermeyen direniş ile ilgili olan Satyagraha felsefesinin öncüsüdür. Bu felsefe Hindistan'ı bağımsızlığına kavuşturmuş ve dünya üzerinde vatandaşlık hakları ve özgürlük savunucularına ilham kaynağı olmuştur. Gandi Hindistan'da ve dünyada, Tagore tarafından verilen ve yüce ruh anlamına gelen mahatma (Sanskritçe: महात्मा ) ve baba anlamına gelen bapu (Gujarati: બાપુ ) adlarıyla anılır. Hindistan'da resmî olarak Ulus'un Babası ilan edilmiştir. (Bu bölüm http://tr.wikipedia.org/wiki/Mohandas_Karam%C3%A7and_Gandi sayfasından alıntıdır.)

1930'lu yıllar; Gandhi aşramında (Aşram: antik Hindistan’da orman içinde ya da dağda, bilgelerin dünyanın telaşından uzak, huzur içinde yaşadıkları yerlere verilen Sanskritçe bir addır. Kaynak: wikipedia) dinlenirken; elinde şeker ile küçük bir oğlan ve yanında da annesi Gandhi'yi ziyarete gelir. Küçük oğlanın annesi, Gandhi'ye oğlanın sürekli şeker yeme alışkanlığı olmasından duyduğu rahatsızlığı söyler. Ne yaptıysa bu alışkanlığı geçiremediğini söyleyerek, Mahatma (Yüce Ruh) Gandhi'den yardım talep eder. Bunun üzerine Gandhi; önce oğlana bakar, sonra da oğlanın annesine:"lütfen bir hafta sonra tekrar gelin, oğlunla o zaman konuşacağım" der. Oğlanın annesi de bunun üzerine oğluyla aşramdan çıkar.

Oğlanın annesi ve oğlan, bir haftanın geçmesinin ardından Gandhi'yi tekrar ziyarete gelirler. Aşramın girişinde oğlanı ve annesini gören Gandhi gülümser. Gandhi yanına kadar gelen oğlana eğilir ve oğlana:"şeker yemeyi bırakmalısın." der. Bunun üzerine oğlan ise:" sizi dinleyeceğim."der.

Oğlanın annesi ise, olanlar karşısında şaşkındır ve dayanamaz; Gandhi'ye: "iyi de yüce ruh, çocuğa bunu söylemek için neden bir hafta bekledin? Madem sadece bunu söyleyecektin neden geçen geldiğimizde söyleyemedin?" der. Gandhi de bu serzenişin üzerine: "geçen hafta söyleyemezdim, çünkü geçen haftaya kadar ben de şeker yiyordum. Ben de şekeri bırakmamıştım. İstediğin dünyayı görmek istiyorsan değişmelisin der...

Bu hikayeyi ilk kez bir kişisel gelişim eğitiminde Mehmet Özel abimden dinlemiştim. Bu hikayeyi bloğuma yazmama neden olduğu için kendisine içten teşekkürlerimi sunuyorum... 

10 Kasım 2011 Perşembe

Değişen Ortamlara Uyum Sağlamak

Günümüz iş dünyasında artık çokça sözü edilen bir kuraldır:"Değişen ortamlara uyum sağlamak." yada başka bir ifade ile değişen ortam yönetimi... Satış hayatında da bu kuralın öneminin giderek arttığını söyleyebilirim. İşimizi kolaylaştırmak için çalıştığımız sistemler artık kısa aralıklarla değişiyor, içinde bulunduğumuz çalışma koşulları değişiyor, çevre değişiyor, lokasyon değişiyor, çalışma düzenlerimiz değişiyor, iş arkadaşlarımız, çalıştığımız ürünler hatta yöneticilerimiz değişiyor...bu süreçte değişmeyen tek şey değişimin kendisi...
       Değişen ortamlara uyum sağlamak; veya bu süreci yönetmek önce kendimizi bilmek ile başlıyor. Değişime ne kadar ayak uydurabileceğimizdir konu olan, yada buna ne kadar göze alabildiğime yeteneğimizdir...
       Değişikliklere önce tepki verir bedenimiz ve zihnimiz...Kendimizi mutsuz, biraz da belirsiz bir ruh halinde buluruz...Sonrası sürecin ilerlemesi ile de alakalı olmakla birlikte durum analizi ve gözlemle devam eder. Derin bir nefes alıp verdikten sonra durumu net olarak algıladığımızda ve kendimize geldiğimizde yol ikiye ayrılır. Bunlardan ilki bu değişimi kabullenmemektir. İsyan bayrağını çekmektir. Toplumumuzun büyük bir kısmı bu seçeneği hayatında uygulamayı tercih eder. İkinci yol ise, değişimi kabullenmektir ve bu değişikliğe karşı daha iyi nasıl yapabilirim veya davranabilirim sorusunu sormak, buna cevap aramaktır. Nirvanaya giden yolda bu ikinci yoldur. Kendimizi tanıdığımızın, yeteneklerimizi bildiğimizin, sınırsızlığımızı veya sınırlarımızı bildiğimizin en iyi göstergesi bu seçeneğe göre hareket etmemizdir aslında. Dolayısıyla şirketlerin; öncelikle satış ekipleri dahil tüm departmanlarından beklediği şirket stratejilerine uygun olarak değişen şart ve koşullara ayak uydurulmasıdır. Bu sürecin tüm departmanlarca yönetilebilmesidir.
       Ekibinizde ve çevrenizde değişen ortamı yönetme becerisini gösteren kişilerin diğer kişilere oranla daha mutlu, istekli, enerji dolu ve başarılı olduğunu görebilirsiniz.
       Satış ekiplerinin de değişen ortamı yönetme becerisine sahip kişilerin tercih edilmesi; ilk işe alım sürecinde çalışmaya aday kişilerin bu yeteneklerini ortaya koyacak bir kurguda veya yapıda insan kaynakları sürecini oluşturulması, doğru kişilerle sağlam bir zeminde satış organizasyonun kurulmasına katkı sağlayacaktır. Çünkü doğru satış ekibi, doğru satış ziyaretini, doğru satış tekliflerini ve beraberinde doğru ve başarılı satışı getirecektir.

                                                                                                               Cihan ARSLAN